20 Mart 2012 Salı

Fitbol Bayramı: Fenerbahçe-2-2-Galatasaray.



Güzel derbi oldu bence. Yenebilirdik, az kalsın yeniyorduk. Ama yine olmadı. Baros'un şutunun döndüğü direk eğriymiş diyorlar, bunlar da böyle şehir efsaneleri torunlara anlatılacak. Direk eğri miydi bilmem ama bir Kadıköy gerçeği var. Fenerbahçe'nin golleri gerçekten çok güzel gollerdi. Az önce Beşiktaş'ın 4-1 yendiği maçı gördüm televizyonda, onda da çok güzel goller olmuş. Aydın az kalsın altı yıldır beklenen patlamasını yapacaktı. O da olmadı.
Maçtan sonra neden kutlama olduğunu anlayabilmiş değilim. Ligi önde bitirecek olmak hiçbir şey ifade etmiyor. Üç puanlı sistemde bile ne olacağı belli olmazken play-off'ta neler olmaz ki. Gelmemiş şampiyonluğu kutlamamak lazım, o iş Fenerlilere has kalsın. Şampiyonluk kesinlenince sevinelim.
Bu arada Riera bitmiş.

11 Mart 2012 Pazar

Galatasaray-2-0-Gençlerbirliği.


Tarihe not: Baros bitmiş.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Galatasaray-3-2-Beşiktaş


Güzel maç oldu.

17 Şubat 2012 Cuma

Memleket Havası: Mersin İdmanyurdu-1-3-Galatasaray

Deparlı goller akşamı. Birkaç gündür can sıkıntılı saatler geçirdiğim için daha az can sıkıntılı saatler geçirmek için bol bol uyuyorum. Yine uykuya yenik düştüm ve maçın ilk yarısını kaçırdım. Ama ilk yarı bitmek üzereyken uyandım ve ikinci yarıya yetiştim.
  • Necati ne güzel transfer oldu be. Çok güzel işliyor. Rıdvan Dilmen olabilecek en iyi iki yerli transfer Necati ve Nobre olur diyordu. Nobre'yi bugün gördük. Ben bu sezon daha önce Nobre'yi stadyumda da izlemiştim. İyi ki o transfer Nobre değil Necati olmuş. Necati'ye helal olsun. Bir de Nobre hâlâ sahtekâr.
  • Eboue tam dönememiş mi kupadan, ne olmuş ona öyle?
  • Sercan Yıldırım futbolcu değil lan.
  • Hakan Balta kadrajda hep birkaç saniye geç görünüyor. Ya kademeye girmeyi bilmiyor ya da girince geç kalıyor.
  • Aydın bence altı yıldır beklenen patlamayı; oyuna girer girmez attığı, ikinci golümüzü getiren deparıyla yaptı.

Uykulu gözlerle ikinci yarısı izlenen maçın yorumu da bu kadarcık işte. Şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden.

4 Şubat 2012 Cumartesi

Gaziantep-1-2-Galatasaray


Yaklaşık bir buçuk sene sonra bloga dönüyorum. Geçen sezonki kötü gidiş bütün hevesim kaçmıştı, bu sezonki iyi gidiş de beni heveslendirmiyordu ki, bu maça kadar.
  • Necati hoşgelmiş. Makul bir transferdi, ilk maçından da golünü attı. Yine de kendisi bence bir Baros değil. Çok kötü bir futbolcu değil elbette ama çok da iyi değil gözümde. Necati doğdu Necati ölecek. 77 sevdiğim bir sayıdır.
  • Gaziantep zor deplasman. Üç puanı koparmak iyi. Mücadelemiz iyiydi.
  • Elmander'den beklenenin ne olduğunu bilmek önemli. Önüne güzelce yuvarlanan topa doğru vurup gol atmasını bekliyorsak Elmander bekleneni vermiş demektir. Ama oyunumuz futbolsa gol atmak yeterli değil. Kendisi çok güçsüz. Ayakta kalamıyor.
  • Emre Çolak geçen haftaki performansından uzak. Onun da kondisyonu yetersiz. Ama şu noktada alternatifsiz. Kazım gönderilmeseydi o bölgede muhtemelen o daha verimli olurdu. Aydın Yılmaz'ı hiç saymıyorum bile.
  • Engin iyi bir maç çıkardı ama pas vermeme hastalığından kurtulması gerek. Kendisinin dört kişinin arasına girip sağ çıkamamaları bazen çok can sıkıcı olabiliyor.
  • Ceyhun da eski performansından uzak olanlardan. Ama bu maçta aklımda kalan büyük bir hatası yoktu. Esas can sıkıcı Melo'ydu.
  • Melo birkaç maçtır hayal kırıklığı yaratıyor. Hücumlara katılmaması bir yana sayısız pas ve kademe hatalarıyla oynuyor. Kesinlikle kesilmeli.
  • Hakan Balta her zamanki gibi yavaş mavaş ama adam oynuyor be. 10 sene daha banko oynayacak gibi.
  • İlk defa Semih'in bir hatası gole mal oldu sanırım. Ama Semih her zaman Muslera ile beraber takımın en iyisi.
  • Sabri sakatlığından sonra tam kapasiteyle dönemedi. Bu durumda tribünün büyük etkisi var, reyize ayıp ediyorlar. Yapmasınlar.
  • Yiğit Gökoğlan çok boş bir transfer bence. Bizde zaten onun aynısından var, her topu kaybeden, her temasta yere düşen, ruhsuz. Tipi de benziyor, biraz daha açık tenlisi.
  • Riera ile başlayan bir satıra giriştim ama kendisi hakkında tek kelime etmek istemiyorum.
  • Ceyhun Gülselam, seni hiç sevmiyorum. Hiç.
Son olarak genel olarak bu sezonla ilgili bir şey söylemek istiyorum. Söyleyecek çok şey var tabii ama benim söylemek istediğim şudur, bu sezon geçen sezonların aksine ayağı top yapan, isabetli pasları fazla, hücuma çıktığı vakit sırıtmayan ön libero ve stoperlerimiz var. Bu bence çok önemli bir şey. Mesela geçmiş sezonlarda Mehmet Topal çok iyiydi ama hiç uzun pası ortası vesairesi yoktu. Mustafa Sarp ve benzerlerinden hiç bahsetmek istemiyorum zaten.
Ve Semih Kaya. Koçumsun Semih Kaya!

22 Mayıs 2011 Pazar

2010-2011 Sezonu Şampiyonu Fenerbahçe.

Bu sezon Galatasaray ligden kopunca ben de futboldan kopmuş sayıldım. Yeni sezonlarda yeni futbollarla, yeni Galatasaray ve yeni yazılarda görüşeceğiz.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Galatasaray'da yönetim, topçulardan daha iyi adam eksiltiyor.

Ne yapmaya çalışıyorsunuz?

30 Ekim 2010 Cumartesi

Galatasray-2-1-Antalyaspor.


  • Ne zamandır yazmıyorduk. Öyle ki this11.com kadromda eski futbolcular kalmış. Yaser'i görünce çok şaşırdım mesela.
  • Rıdvan Dilmen diyor ki, Kewell, Baros, Elano iyi hoş da hep yatıyor. Yatan futbolcu futbolcu değildir, bla bla. Ben de diyorum ki, Kewell, Baros, Arda ve Elano olmadan bu takımın oynadığı futbol futbola benziyor mu? Benzemiyor. O zaman Galatasaray'ın bu futbolculara ihtiyacı vardır. Başka da bi şey demiyorum. Futbolcu sakat olabilir, tribünde oturabilir. Oynamyor diye 105 dakika asık suratlı mı izlesin maçı, eğlenecek gülecek elbette.
  • Haftalar sonra galip geldik. Güzel oldu. Ama şunu söylemek istiyorum ki, Pino da olmasa bu akşam oynanan futbol hiçbir şeye benzemeyecekti.
  • Hagi'yi ve Tugay'ı Sami Yen'de görmek güzel.
  • Barış birkaç haftadır standardının üstünde oynuyor. Ama standardı pek iç açıcı değil zaten.
  • Serkan'ın sakatlanması kötü oldu. Halihazırda yüzlerce eksiğimiz varken takıma üçüncü sezonunda tam anlamıyla adapte olabilmiş bir adamı sakat vermek iyi değil, üstüne üstlük Ali Turan yine kötü yine kötü.
  • İki sezondur tüm kornerler Servet odaklıydı. Nihayet attı golünü. Önceden kendisinin attığı bir kafa golü hatırlamıyorum ben. Böylece laneti kırmış oldu bir yerde.
  • Bazı adamlar var, kimsenin bir türlü beğenmediği, ama benim görev adamı dediğim, sigorta dediklerim. Geçen sene Mehmet Topal, Emre Güngör, Emre Aşık ve Uğur vardı, gittiler. Halihazırda da Servet var, Sabri var. Bir diğeri de Hakan Balta. Hakan Balta'nın her takıma lazım bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. Ama işte, günün koşullarına göre bu takımda Insua oynamalı. Insua daha verimli şu gün.
  • Sabri açıkta iyi oynuyor.. Zaten kendisi hücum orjinli bir futbolcu. Ayrıca kaptanlığa da Arda'dan daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bence bu Galatasaray'ın üç kaptanı Ayhan, Sabri ve Aykut'tur. Onu geç de, Emre Aşık'ı kaptan görmek nasip olmadı bir.
  • Cana hakkında bir yorum yapamıyorum ben. Göze batan bir hatası olmuyor ama takıma bir artısı var gibi de değil. Siyahla beyaz arasında gidip geliyor.
  • Geldik Ufuk'a. Eskiden daha iyi miydi Ufuk, yoksa overrated mıydı? Bilemiyorum ama Ekim 2010'da Ufuk Ceylan kulübeyi hak ediyor.
Pek iç açıcı değil takım evet ama bir umut var her zaman, Galatasaray isminin olduğu her yerde umut var. Uzun bir zaman sonra böyle bir maç yazısı oldu. Sevgiler.

Evet, Çok Zaman Oldu.

Geçen sezonun sonunda olaydan iyice kopup kalitesizleşmiştim, bu sezonsa hiç yazma isteğim uyanmadı. Ama bu akşam dönüyorum tekrar maç yazılarımla, bekleriz.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Takım Ruhunu Satıyoruz.

Geçen sezonun başında Volkan, Yaser ilk devre bitmeden Nonda, devre arasında Aydın, Tobi, Alparslan, sezon sonunda da Mehmet, Erhan, Semih, Serdar gönderildi, Aydın haricinde bonservisiyle.
Ben takım ruhunun Türk futbolcularla yakalanacağına inanan biriyim, tamam başarıları getiren anahtar futbolcular genelde yabancılar oluyor, Hagi-Popescu-Taffarel gibi, ama bir takımın iskeleti de yerli futbolcularla sağlanır diye düşünüyorum.
Yani nedir, Uğur Uçar, Aydın Yılmaz, Servet Çetin, Emre Güngör, Servet, Hakan Balta, Mehmet Topal, Ayhan, Barış, Sabri, Aykut.. Bunlar önemli futbolculardır. Şimdi Uğur da gitti, Mehmet de gitti, Servet gidecek gibi, Rijkaard Barış'ı sevmiyor, Aykut'un önüne boktan bi yabancı kaleci daha getirecekler.
Göndere göndere takımda yerli futbolcu bırakmadınız ulan.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Lütfen Geri Dönme.

Geri dönme Jo. Seni sevmiyoruz. Elano'yu da çağır yanına. Bir daha gelmeyin Florya'ya.

13 Mayıs 2010 Perşembe

Oldu Mu Şimdi?

E ama arkadaş, Emre Aşık'ı seviyoruz diyoruz, Emre Aşık futbolu bırakıyor, Mehmet Topal'ı seviyoruz diyoruz Mehmet Topal transfer oluyor. Hadi Hakan Balta'yla Aykut da gitsin o zaman.
Umarım Mehmet'in kariyeri açısından hayırlı olur. La Liga, üstelik Valencia. 2005'te Dardanel'deki Mehmet bu günleri hayal ediyor muydu acaba?

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Hoşçakal Emre Aşık: Galatasaray-1-2-Antalyaspor.

Ne demek gerek bilmiyorum bu maç için. Kötü oynadık ve yenildik işte. Bu kadar.
-Emre Aşık'ın futbolu bırakıyor olması üzücü. Gözümde çok büyük bir topçu idi. Hala da büyük bir adam gözümde.
-Neill gole mal olan ilk hatalarını da yapmış oldu böylece. Afiyet olsun biz taraftara.
-Jo denen adam hala maça çıkıyor ya bu takımda, işte ben buna üzülüyorum. Ama bir de şu var ki, Galatasary'ın forveti yok. Sezon başında Ümit ve Yaser gönderildi, sezon ortasında Nonda gönderildi, Baros'un zaten takımla alakası kalmamış maç ortasında stadı terk ediyor. Ama Galatasaray'ın böyle olmaması gerek. 'Defansif' denen çift forvetli Lucescu döneminde Arif ve Ümit oynuyordu, birisi düşerse Serkan hazırdı, hiçbiri olmazsa Murat Sözkesen ve Radu cepteydi. Keza geçen sezon Baros oynuyordu, zaman zaman Ümit oynuyordu, ikisi de olmazsa Nonda cepteydi. Bu sezon Galatasaray'ın hücum üçlüsünün ortasında Aydın'dan Caner'e görmediğimiz topçu kalmadı.
-Aldığım bir duyuma göre(gizemli bir şey falan değil, öyle haber) Elano kişisi sakatlığını bahane edip ülkesine dönmek istediğini söylemiş yönetime, yönetim hayır cevabını verince sevgili arkadaşımız da, o zaman idmana-maça çıkmıyorum şeklinde atar yapmış. Bu olayların üstüne Rijkaard kendisine izin vermiş. Alın size disiplin. Heheh. Umarım Brezilya'ya gider ve bir daha dönmez.
-Emre Çolak arkadaşımız maça iyi başladı ama devamını getiremedi. Fiziki gücü yetersiz elbette, yirmi iki yaş altı tüm Galatasaraylılar gibi. Ama çok severiz Emre'yi, ekstra yetenekli ve durduk yere skora katkı sağlayabilen bir eleman. Bir an önce kendisini bulmasını diler başarılarının devamını dilerim.
-Keita'nın frikikte Caner vursun derken ben vurucam diye ısrar etmesi bence çok yanlıştı. Son karar pazubandı takana ait olmalı diyorum ben. Üstelik de nihayetinde Keita uzaktan şutlar konusunda iyi değil, biliyoruz bunu, böyle tartışmalara gerek yok.

Geçen hafta maç yazısını atlamıştım özel sebeplerden dolayı*, ama şimdi atlamıyorum, bu maçtan nefret etmiş olmama rağmen. Artık ligden üçüncülükten başka bir şey beklemiyor olmamız şevkimi biraz kırdı elbet ama yok etemedi. Hala son düdük çalmadan maçtan kafamı çevirmiyorum, size de aynısını öneriyorum. Taraftar bugünlerde gerek. Sami Yen'deki durmadan hoo hoo diyip ıslık çalan adamlar umarım Türk Telekom Arena'da taraftar kimliğine bürünür.
*Ve yine umarım ki Elano gibi, Jo gibi adamlar seneye bu formayı giyemez.

7 Mayıs 2010 Cuma

Takım Oyunu.

Barcelona takım oyunu oynuyor.. Takım oyunu için uyum şart..

25 Nisan 2010 Pazar

Ya İçindesindir Yarışın Ya Da Dışında Yer Alacaksın: Galatasaray-0-0-Bursaspor.


  • Heheh. Ne Galatasaray Şampiyonlar Ligi'ne gider artık, ne Bursa şampiyon olur. Fener'e çalışırız böylece el birliğiyle.
  • Aykut ulan.. Bu takımın %60'ı Aykut'tur.
  • Orta sahamız çok silikti bugün. Mehmet Topal ve Elano çok uzaktı maçtan. Mehmet Topal tabi gerilerde atak kesmede başarılıydı, ama o kadar. Arda ve ilerleyen dakikalarda Mustafa Sarp da pek bir şey yapmadı. Epeyce eksikti orta saha.
  • Abi bu Caner kişisi kazma değildi be.. Şutları ortaları falan başarılıydı.. Ne biçim ortalar yapıyor şimdi. Bir adamın ortaları ya kaleciye ya da taca gitmez arkadaş.. Biri de takım arkadaşının kafasına gider. O sol kanattan Ergün Penbe'ler, Gheogrhe Hagi'ler, Harry Kewell'lar orta yaptı Caner; senin bu top tepmelerin yakışmıyor oralara.
  • Keita ne oynadı be.. Bir ara artık düşüp kalacak sandım, çok yoruldu, ama yılmadı. Böyle devam etsin canımı yesin. Gerçi nereye devam edecek, iki gün sonra lig bitecek..
  • Sabri.. O neydi be Sabri; sağdan, gerilerden koştun koştun orta çizginin soluna, topu kornere attın.. Ne yaptın Sabri?
  • Lucas-Hakan ikilisi sezon başında kimsenin aklına gelmeyecek bir ikiliydi elbette stoper için. Lucas zaten yoktu, Hakan da sol bekin değişilmez ismiydi. Stoperde de Servet, Emre Aşık, Emre Güngör, Gökhan Zan gibi isimler vardı. En uzak ihtimal Mehmet Topal'ın stopere çekilmesiydi. Şimdi ne oldu, Servet'in üstü çizildi, Emre Aşık kadro dışı tribününe mahkum edildi, Gökhan'ı zaten saymayalım, Emre Güngör de yedek oldu. Ne oldu, neler oldu ama güzel bir kimya oldu bence. Servet've Emre Aşık takımdan uzaklaştırılmasaydı daha iyiydi ama.
  • Arda son maçlara göre biraz daha iyi bir maç çıkardı. Ama olmuyor işte. Artık git be kaptan, Galatasaray'dan daha çok Avrupa'da oynayacağın bir takıma git, genç futbolcuya genç futbolcu gibi davranılan bir takıma git, medyanın bu kadar çirkef olmadığı bir ülkenin takımına git.. Daha da kalırsan diğer tümü gibi, sadece çok iyi oynuyordu adam, sonra kayboldu gibi laflarla anılacaksın.
  • Abi biz Jo denen o lavuğu nerden almışız!? Gitsin o adam takımdan. Öyle bir Galatasaraylı olmasın. Hatta mümkünse giderken Mustafa Sarp'ı da götürsün. Mümkün olduğunca uzağa gitsinler buradan, bizden uzak olsunlar. Daha da bir şey demiyorum.
Nedir olay, ne Şampiyonlar Ligi'ne gidiyoruz ne Fener'in şampiyonluğuna engel olabiliyoruz. Harika değil mi? Biz daha beterini yapıncaya kadar en beteri bu.
 
Winger Back Blog! - Geyik Yapabilen Antiholiganist Futbol Blogu. - 2010. | Bütün Haklarını Sami Yen'e Gömdüm.