19 Şubat 2010 Cuma

Acılara Tutunmak: Atletico Madrid-1-1-Galatasaray.


  • Bu maç skor dışında hiçbir şeyin pek Galatasaray adına iyi gitmediği bir maçtı.
  • Koca takımda maç boyunca iyi oynayan sadece Neill vardı. O da sürekli olarak riske girdi, yüreğimizi ağzımıza getirdi.
  • Hakan kimi zaman hatalar yapsa da sakatlığının ardından solda yine sağlam bir görüntü çizdi.
  • Keita ilk yarıda çok kötüydü. Bütün topları yedi. İkinci yarıda biraz toparlanır gibi oldu, golünü de attı ama alıştığımız Keita değil asla.
  • Caner-Gio değişikliği akıl almaz bir değişiklikti. İyi oynuyordu Caner, doksan dakikayı çıkarabilirdi ama daha erken bölümlerde Caner'i oyundan almak bir intihar olabilirdi. Gio yine vasatı aşamadı. Kendisi kanat oyuncusu ama ben Galatasaray forması altında isabetli bir ortasını hatırlamıyorum.
  • Mustafa Sarp çok başarısızdı. Onun yerine Barış ya da Ayhan'la başlanması yerinde olabilirdi.
  • Mehmet ise Galatasaray'ın etkili isimlerinden biriydi. Atakları iyi kesti. Stoperlerin oyundan düştüğü pozisyonlarda Mehmet vardı.
  • Arda ölüyor.. Santrforda olmuyor, olmuyor.. Stoperlerin arasına gömülmüş Arda bir hiç. Zaman zaman kanatlara indiğinde oyuna hareket getiriyor. Ama ilerde etkisiz.
  • Franco yediği gol dışında gayet iyi bir performans gösterdi ama gol akla zarardı. Kapattığı köşeden yedi.
  • Yediğimiz gol zaten olmayacak bir pozisyondu. Boş top, auta gidiyor, Caner adama biniyor, faul! E ne gerek var duran top vermeye be Caner.

1-1 bizim için gayet avantajı bir skor oldu kanısındayım. Yazıyı bir Mustafa Denizli vecizesiyle noktalamak istiyorum: ''Biz bu takıma Sami Yen'de beş atar, turu geçeriz.''

15 Şubat 2010 Pazartesi

En Azından Buradan Bakınca Böyle Görünüyor.

Sezon başına dönelim, her şey ne kadar parlak görünüyordu değil mi. Her bölge için alternatifimiz boldu, Keita ve Elano gelmişti. Takımda zaten Baros, Kewell, Nonda, Arda gibi isimler vardı, yetmez miydi? Hücum hattımız harikaydı, Aydın, Serdar Eylik, Yaser gibi isimler vardı, hepsi de hazırlık maçlarında iyi oynuyordu. Hatta 6-0 kazandığımız Netanya maçında Aydın harika oynamıştı ve patlamayı bu sezon yapacağının sinyallerini vermişti.
O patlama hiçbir zaman olmadı. Aydın Eskişehir'e gitti. Sol bekin tek yedeği olan Volkan Yaman da Eskişehir'e gitti. Baros sakatlandı, Kewell sakatlandı, Sabri sakatlandı, Topal sakatlandı, Balta sakatlandı, Gökhan Zan zaten hiçbir zaman ayaklanamadı. Gün geldi stopersiz kaldık. Gün geldi sol bekte başka başka mevkilerden futbolcular oynadı. Ligin devre arasında Jo, Gio ve Lucas Neill geldi. Bu transferlerden sadece Lucas takıma faydalı oldu, biri gelir gelmez sakatlanıp yattı, Gio kahvehane tabiriyle fos çıktı.
Şu gün için lider olsak da takımın hali kimseye, en azından bana umut vermiyor. Bunun nedeni de sezon başında ''kadromuz çok geniş cağnım'', ''bu sene sırtımız yere gelmez'' gibi şeyler söyledikten sonra ligin ikinci yarısının hemen başında bu sezon için tüm umutlarımın tükenmiş olması.
Şöyle bir bakıyorum takıma, ilk onbir için gözümüz kapalı yazdığım üç futbolcu sakat, biri de sakatlıktan henüz döndü, takıma girebilmiş bile değil. Bu futbolcular Baros, Kewell, Sabri ve Hakan Balta. Sol bekte esas mevkisi sol açık olan bir futbolcu oynatıyoruz, işin kötü tarafı da bu futbolcunun sol açıkta çok güzel performanslar sergilemiş olması.
Yedeklerimiz iyi değil. Bu çok önemli bir nokta, es geçmemek gerekir diye düşünüyorum. Emre Güngör, Barış Özbek, Serkan Kurtuluş, ve her ne kadar bunu hiç söylemek istemesem de Uğur hiç de umut vaadeden performanslar sergilemiyor. Bu konuda Aykut ve Ayhan için özel bir parantez açmak istiyorum. Onları tenzih ediyorum.
Santrforsuz oynuyoruz. Baros sakat, Jo da gelir gelmez yatışa geçti, Yabancı kontenjanı açılsın diye Nonda'yı gönderdik. E çıkıp benim mi oynamam lazım ilerde!? Arda olmuyor işte, oranın insanı değil, daha gerilerde etkili.
Hocanın çok şuursuz hareketleri var. Stoper futbolcuyu sağ kanatta oynatıyor mesela, bir başka stoperi sağ bek görüyoruz, bir gün bakıyoruz sağ bek oyuncusu sol beke alınmış. Kanat oyuncusunu forvete koyuyor, olmuyor, beceremiyor, ısrar ediyor. Futbolu yönlendirmedeki sınırsız kabiliyetini malesef yeşil sahaya yansıtamıyor.
Sezon başındaki ruhtan eser yok. Herkesin yüzü gülüyordu sezon başında değil mi? Gol olunca 11 kişilik bir sevinç yumağı oluşuyordu. Şimdi herkesin yüzü asık. Arda'nın aklı başka yerlerde, sinema salonlarında sanırım. Keita hep asabi, bir çalım atamaz hale gelmiş. Eminön'deki çakma rolex satan zenci adamlara benziyor. Yeni transfer olanlara pas bile atmıyor bizim eskiler.
Devre arasındaki transferler yanlış. Neden yüzyıllardır maç yapmayan iki futbolcu aldığımızı, üstelik de yarım sezonluk aldığımızı anlayabilmiş değilim. Aha biri geldi üçüncü günden yattı işte, ki zaten Avrupa'da oynama gibi bi şansı yoktu, diğerinin tipi de emekleyemeyen tombul bebeklere benziyor. Bu adamları alabilmek için bir de Shabani Nonda'dan olduk üstelik.
* * *
Durum neden böyle acaba? Oturdum ve durum neden böyle acaba diye düşündüm, bir sonuca ulaştım. Şu gün Galatasaray herkes için bir sıçrama tahtası olarak görülüyor.
Bunu sadece şu kötü oynuyor, o yüzden böyle demek için söylemiyorum. İyi de oynasa bir topçu, kötü de oynasa böyle. Düşünüyorum da, Elano, Lucas Neill, Caner Erkin.. İyi oynuyorlar evet. Ama neden burada oldukları belli, piyasalarını arttırıp önümüzdeki sezonlardarda daha büyük kulüplere transfer olabilmek. Aynı şeyler Keita, Giovani Dos Santos, Jo ve başkaları için de geçerli.
Ve zincirin en büyük halkası: Rijkaard. Mesela ben dünyanın en iyi üç teknik adamından biri olarak gösterilseydim, üzülerek söylüyorum ama yeterince ekstrem bir durum olmadıkça Türkiye'ye asla gelmezdim, niye geleyim ki hem.
Ekstrem durum da ne olabilir, hala dünya futboluna bir şeyler verebileceğimi, bu işten güzel paralar kazanabileceğimi düşünüyorumdur. Ama kötü günlerimdir mesela, bana çok da büyük olmayan kulüpleren, çok da astronomik rakamları olmayan teklifler geliyordur, o zaman yabancıların çalışmak için sembolik vergiler ödediği bir ülkeye giderim. Ne güzel teklif, hem Avrupa görmüş takım, harika bir sıçrama tahtası.
Biraz düşünün size de mantıklı gelecek. Yoksa bu adamlar, Caner'i, Elano'su, Abdul Kader'i takım başarılı olsun diye oynamaz ki abi. İki sezon sonrasını düşünür.
* * *
Sonuçta hepsi sarı-kırmızı parçalı formayı terleten adamlar, hepsi bizden. Ama şöyle bir düşününce Serkan Çalık'ların, Yaser Yıldız'ların, Aydın Yılmaz, Ferhat Öztorun, Volkan Yaman'ların ve daha nicelerinin, belki mega yetenekleri olmasa da en azından şimdiklerden daha samimi top oynadıklarını görüyoruz, ben öyle görüyorum en azından, benim baktığım yerden böyle görünüyor.
Sevgiler.

13 Şubat 2010 Cumartesi

ALS İçin Futbol Yazalım.


Arkadaşım Alper Kaya'nın projesi..

Kendi ağzından:
''Geliri ALS MNH Derneği'ne bağışlanacak bir kitap projesi.
Futbolu bilhassa Anadolu Futbolu'nu yazan bir çok blogger arkadaş var, düşündüm...
Hepsi olmasa da bir kısmıyla anlaşsak, kendi destekledikleri takımların dününü, bugününü, yarınını anlattıkları; neden Anadolu sorusunun cevabını sorgulayadıkları; genel manada da Anadolu futboluna değindikleri bir yazı yazsalar...
Şöyle yaklaşık 10'a sayfadan 20 blogger arkadaş destek verse bu harekete, hem bizim için şık bir anı olur hem de ALS derneği hatırlanmış olduğunu bilir, kimse için yapmıyorsak bile, ALS'den vefat eden değerli futbolcularımızın anısına bunu yapabiliriz, çok zor bir şey değil; diye düşünmekteyim ben, nacizane..''


Katkı yapabilecek herkesi bu projeyi yaymaya ve projeye katkı yapmaya davet ediyorum.
Facebook Grubu
ALS İçin Futbol Blogu

10 Şubat 2010 Çarşamba

Üçüncü Kulvar Bize Haram: Galatasaray-3-2-Antalyaspor.

Bu maça nasıl bir onbirle çıktığımızı şu an hatırlamıyorum. Hatırlayınca giricem. Ama zaten kupadan elendikten sonra kim sağda kim solda önemli değil, değil mi.
Onca yıllık Galatasaray kariyerinde şu iki maçta gösterdiği performansın yarısını göstermeyen Necati Ateş'i de ayrıca tebrik ediyorum. Ama elendikten sonra Necati iyi oynamış kötü oynamış ne önemi var değil mi.
Ayrıca şu an sevimli sevimli gülümseyen Fenerbahçelilere de içten selamlarımı gönderiyorum. Ne kadar kiyifli değil mi.

Arda-Gio-Keita yer değiştirip durdu. Gio ve Keita kötü performanslar ortaya koydular. İkinci yarı Gio'nun yerine oyuna giren Emre Çolak başta iyi oynadı, golünü de attı. Mehmet iyi oynarken çıktı, yerine Hakan Balta girdi. Son dakikalarda Uğur-Servet gibi bir değişiklik oldu. Servet sağ kanatta oynamaya çalıştı. Elano, Caner ve Mehmet Topal takımın iyileriydi. Son iki değişiklik ve son on dakikada takımın oyun düzeni şaka gibiydi. Elendik.
Sevgiler.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor-0-0-Galatasaray.

Bu kadar çekişmeli bir maç için denecek pek bir şeyin olmaması üzücü. Hala olmayan pek çok şey var. Takım iyi oynasa da pozisyonun sonunda sinirlerimiz geriliyor. Caner ve Uğur çok etkisiz, Arda ileri gömülüyor, stoperlerin arasında kayboluyor.. Eskiden üç çalım denemesinden dördü başarılı olan Keita bütün topları kaptırıyor. Herkes mücadele ediyor ama yetmiyor.. Stoperler ve orta saha biraz başarısız olsa bu maçta fark yememiz kaçınılmazdı. Leo Franco ise hakkında tek kelime edilmeyecek yerde. Kanımca topun ağzında.
Rijkaard'ın takdirinden sual olunmaz ama ben hala neden Arda'nın ilerde oynatıldığını anlayabilmiş değilim. Arda servis yapan oyuncu çünkü. Hem servis yapacak Arda'dan mahrum bırakıyorsun takımı, hem de ilerde zaten etkili olamayan adamı stoperlerin markajına gömüyorsun. Bir kişi eksik oynadık işte. Arda'yı ilerde öldürmektense eldeki kaynaklar çok daha iyi değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Hatta Elano veya Emre Çolak ilerde harika olur. Onlar olmazsa Mustafa Sarp olur abi. Mehmet Topal'ı koyarsın, Ayhan'ı koyarsın, takımda hiç topçu kalmazsa Ufuk Ceylan'ı koyarsın, sadece topa vursa Arda'nın servisiyle bir şeyler yapar zaten. Antalya maçında denedik olmadı. Israr ettik, bu maça böyle başladık. Ama olmayan şeyi oldurtmaya kasmanın anlamı yok ki. Takıma müdehale hakkı senin elinde işte.
Bir diğer sinir bozucu ayrıntı da hiçbir pasın doğru yere gitmemesi. Bütün paslar mı başarısız olur arkadaş? Maçın sonunda başarılı pas istatistiğinde Galatasaray'ın hanesinde 410 yazıyordu ama ben bir tane bile başarılı pas hatırlamıyorum. Neyse biz yine iyi niyeti elden bırakmayalım ve bunu da zemine bağlayalım.
Tolunay kırmızı karttan sonra üç genç futbolcuyu oyuna alıp kontra denemeleri yaptı. Bizim hamlemiz ise Barış Özbek idi. Barış Özbek. Anlamak mümkün değil.
Sanırım teknik direktör olmadan teknik direktörün ne düşünerek hareket ettiğini hiçbir zaman anlayamayacağız..
Sevgiler.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Islıklanan Adamlar.

Bu sezon bu kadar kötü, hakkında yazı dahi yazılamayacak bir maç olmamıştı. Demek ki, 1, 3, 5, 7 transfer de yapılsa bu iş olmayacak. Hakan Balta ve Milan Baros aynı anda sakat olunca denge menge kalmayacak. Hoca kendinden geçecek, sol bekte sağ bek, sağ bekte stoper, kanatlarda ön libero futbolcuları oynatacak.
Antalyaspor seyircisi maç boyunca Galatasaray'ı demoralize etmek için ıslıkladı durdu. Ama eminim Galatasaray seyircisi olsa onlar da ıslıklardı, protesto amaçlı.
Tek parantezimse bu maç için, Elano. Tek çabalayan o.

Tutmayınca Tutmuyor İşte: Aydın Yılmaz Eskişehirspor'da.

Aydın Es-Es'e gitti. Hayırlı olsun. Es-Es'i de iyice Galatasaray yaptık yalnız. Forvet, sol bek derken sağ açık da Galatasaray'lı oldu. Aydın'ı severim ben yıllardır kendini geliştirememiş olsa da. Hatta abartıp takımda en sevdiğim üç topçudan biri de derim, Emre Aşık ve Harry Kewell'la beraber. Şöyle bir yazım vardı hakkında.
Ama Aydın Konyaspor'a attığı o golden sonra hiçbir zaman 'olmadı'. Kabuğunu kıramadı. Özellikle son iki sezondur iyi performans gösterdiği maç sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Hep bir hal vardı üstünde, omuzları da düşüktü. Hırslu bir görüntüsü yoktu. Hücum hattına yapılan son transferlerle takımdan iki gömlek aşağı kaldı, topun ağzındaki oldu. Top ateşlenince de kendini Eskişehir'de buldu. Ayşe'nin şarkısı Aydın için yazılmış gibi, ''Bir şey eksik o da enerji, yok ki aramızda sinerji, tutmayınca tutmuyor işte.''

1 Şubat 2010 Pazartesi

Denizlispor-1-2-Galatasaray.


"Elano'nun attığı 60 metrelik pasa koşabilecek, o pası akıl edip hareketlenebilecek bir forvetimiz var artık, ben en çok ona seviniyorum." -Selamon.

  • Lucas'ın böyle güven vermesi çok iyi.
  • Caner sol bekte olmuyordu. Bugün de olmadı pek. Gerçi Gio oyuna girince ileri geçti. Maçın başında şöyle bir diziliş olsa olmaz mıydı diye düşünüyorum, sağ açıkta Arda, sağ bekte Barış, sol bekte Uğur sol açıkta Caner. Ama sonra Barış'ın yaptığı harika asisti hatırlıyorum. Ne bileyim, olabilirdi de. Hoca her zaman daha iyi bilir diye genelleyip bu maddeyi bitiriyorum.
  • Elano önceden maç esnasında topla çok buluşup çok saçma hareketler yapardı. Şimdi her hareketi olumlu olmaya başladı. Bu sefer de topla buluşmuyor. İlginç.
  • Defansın performansı hakkında pek bir yorumum yok ama gözüme çarpan bir şey var. Abi niye sürekli topu şişiriyosunuz ileri? Aranızda tek isabetli pas atabilen Caner. Mustafa ve Elano'yu niye dikmişler oraya? Siz pas vermediğiniz için maç boyunca boş boş gezdi adamlar, olmuyor.
  • Jo bence çok iyi bir 'düz forvet'. Zeki, tekniği ve fiziği yerinde. Düz olmayı dezavantaj olarak algılamayın. Önümüzdeki maçlarda skora bol bol katkısı olacaktır.
  • Gio'nun fiziksel ve mental eksikliği hissediliyor. Maç eksikliğinden elbette. Fiziğini güçlendirirse tekrar takıma çok faydası olacak gibi. Bir de sanırım şey var, bu adam çok güzel topsuz bindirme yapar, iki adamı peşine takıp gide valla. Sonra Uğur ortada Arda'yı, Emre'yi, Elano'yu görüp pasını atar, bomboş, oh. Süper.
  • Mustafa Sarp bomboş gezindi durdu maç boyunca. Hakkında söyleyecek pek bir şey yok.
  • Emre gayet iyi oynuyor. Emre'nin iyi oynaması çok hoşuma gidiyor benim. Altyapıdan çıkan futbolcular kendini gösterince mutlu oluyorum. Tıpkı Aydın'da Uğur'da Arda'da olduğu gibi. Bıraksalar da kornerleri frikikleri de o kullansa. Büyüsün o çocuk yıldız olsun. Bizimkiler gibi takılıp kalmasın yirmisinden Everton'a yirmi ikisinde Arsenal'e gitsin mesela. Şampiyonlar ligi kazansın falan. Kurduğum hayal bile güzel.
  • Leo Franco o golü yiyince epey sövdüm kendisine. O kadar para veriyor yönetim dedim, sonra yabancı kontenjanı açılsın diye Avrupa'da oynayabilecek tek forveti gönderiyor dedim. Ayıptır dedim, gönderin gitsin bunu dedim. Sonra kaleciliği iyi bilen biri bu golün yenilecek gol olduğunu söylediği. Kalecinin yapabileceği bir şey yokmuş o golde yani. Ama hala Aykut Erçetin ve Ufuk Ceylan'ın olduğu kadroda olmasının çok gereksiz olduğunu, hatta abes olduğunu düşünüyorum. Ha tabi gün gelir önemli bir maçta insanüstü bir performans gösterir falan, fikrim değişebilir. Olabilir. Ama şu an böyle düşünüyorum.

Görüşmek üzere, önümüzdeki maçlara bakıcaz.

28 Ocak 2010 Perşembe

Hoşçakal Shabani Christophe Nonda.

Nonda gitti.. Topa vurmasa da, koşmasa da, sıçramasa da, kafa da vurmasa da severdim Nonda'yı, bizdendi, üç yıldır.
Hoşçakal Nonda.

Boşuna Demedik Olmasın Diye.

Neill, Jo ve Gio transferleriyle en az iki yabancıyla yolları ayırmak zorunda kaldık. İlk isim tahmin edildiği gibi Tobias Linderoth oldu. Her ne kadar sakatlıklar yüzünden futbol oynamasa da iki buçuk sezondur bizimleydi alışmıştık yüzüne, üzücü oldu.
Şimdi ikinci yabancı gönderilecek. İki ihtimal var şimdi, ya Kewell gidecek ya Nonda. Şimdi orda burda Kewell gitmesin Nonda gitsin diyoruz da Nonda gidince de benzer bir durum olacak. Nonda da kaç senedir buralarda, bizden oldu. Çok maç kazandırdı. Onun gidişi de bir diğer ihtimal olan Kewell'ın gidişi gibi buruk olacak. O yüzden Gio transferi olmasın istiyordum.
Öf, hiç sevmiyorum ulan bu işleri ben.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Ankaragücü-0-0-Galatasaray.

O kadar zevksiz bir maçtı ki aslında hakkında hiçbir şey yazmak istemiyorum.

  • Yine rotasyona uğrayan kadronun iş yapmadığını gördük. Yedeklerimizin iyi olmadığı böylece bir kez daha yüzümüze vurulmuş oldu.
  • Sağ iç görmeye alışkın olduğumuz Barış ve ön libero oynayan Ayhan kanatlardaydı. Mehmet Topal ve Mustafa Sarp da onbirde olunca yaratıcı futbolcu eksikliği çektik. Takımı havalandıran biri olmayınca güzel bir görüntü olmadı. Emre yetmedi tabi ki.
  • Serkan geldiğinden beri, bir buçuk sezondur bir düzen yakalayamdı. Bu maçta da kötüydü. Evet önünde Sabri ve Uğur var ama bu kadar kötü olmaması gerek. Sahanın en kötüsüydü.
  • Uğur'u mücadeleci özelliği kurtarıyor ama, ters kanatta çok etkisiz. Hep söyledim bunu.
  • Emre Çolak iyi bir görüntü çiziyor ama bazı bazı inanılmaz toplar kaybediyor. Tecrübesizliğine veriyor ve güzel bir kariyer diliyorum kendisi için. Arda gibi olmasını istemem, çünkü Arda elindeki şansı doğru kullanamadı, şımardı ve Turkcell Süper Lig'den öteye gidecek gibi görünmüyor. Önümüzde bir tane daha örnek var altyapı çıkışlı, sanırım onun gibi olmasını kimse istemez. (bkz: emre belözoğlu)
  • Şimdi Gio da gelince mutlaka bir yabancıyla sözleşme feshedilecek. Topun ağzında Kewell görünüyor. Bu beni üzen bir şey, ama konumuz o değil. Onun ardından bir riskteki isimse Nonda. Şimdi Nonda'dan bir hareket bekliyorsun, bi sahneye çıksın, bi ''Ben de varım!'' desin. Ama olmuyor, yok. Neden böyle anlamak mümkün değil. Umarım Kewell kalır. Ha Nonda'yı sevmediğim anlaşılmasın bu laflarımdan.
  • Bu sıkıcı maçın tek güzel tarafı Ufuk Ceylan'ın oynaması oldu bence. Oynasın Ufuk. Önümüzdeki sezonlar için lazım.

Sevgiler.

Hoşgeldin Gio.

Hayatım boyunca her yeni transfere, ki özellikle yabancı transferlere olumlu yaklaştım. Gelen topçunun 5 maçtan fazla oynamayacağını bilsem bile durum böyleydi. Ahmed Barusso örneğin.
Gio öyle değil, yetenekli olduğunu, katkı sağlayacağını falan biliyorum. Avrupa'da da oynayacak üstelik. Ama benim gözümde 1-0 mağlup başladı Galatasaray kariyerine
Hoşgeldin Gio.
Hoşgeldin Kewell'ı gönderecek adam.

26 Ocak 2010 Salı

Tobi.

Ne yazacağımı üç aşağı beş yukarı planladım ama nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Linderoth hakkındaki yorumum, ''Üç senedir takımda, üç maç üst üste oynamadı.'' şeklinde oluyordu. Ama bir yandan çok seviyordum kendisini. Tıpkı okula gitmeyen, bir iş bulup çalışmayan, eve de sadece gece yatmaya çalışan abi gibi.
Lucas Neill ve Jo transferleri konuşulurken aklımdan Neill'in geleceği, Jo transferinin de yalan olacağıydı. Çünkü biz eldeki kaynakları kullanmaya öyle alışmıştık ki yıllardır. Cihan Haspolatlı yıllarca bu kulüpten ekmek yemişti mesela. Şimdi kim onun sağ bek, mi sağ açık mı, ön libero mu olduğunu söyleyebilir? Kewell stoper oynamıştı bizim takımımızda. Yeri gelmişti Hasan Şaş defansa çekilmişti. Hücum futbolusu ihtiyacımızı bir şekilde kapatırdık, Kewell, Keita, Arda, Nonda, Elano zaten vardı, Baros sakatlıktan döneekti, kulübede Aydın vardı, Caner form grafiği yakalamıştı, alttan alttan Emre Çolak onbiri zorluyordu.
Ben bunları düşünürken Neill geldi. Jo da geldi. Güzel transferler bunlar. Jo'nun Avrupa'da oynamayacağını saymazsak büyük transfer başarıları.
Ama yabancı kontenjanında yer açabilmek için aynen gönderdik Linderoth'u. Hiç futbol oynamayıp maaşını tıkır tıkır alıyordu, zarardı. Ama işte, Tobi yıllardır buralardaydı. Bizden olmuştu.
Şimdi de Galatasaray.org hariç bütün kaynaklar Dos Santos transferi gerçekleşti diyor. Ben bu transferin gerçekleşmesini istemiyorum. Yine kontenjandan birini göndermek gerekecek. Bana kalsa hiç düşünmez Nonda'yı gönderirim. En olmadı Leo Franco. Ama bugünün şartları gidecek ismin Kewell olduğunu gösteriyor.
E ama yapmayın ne olur. Biraz taraftar duygusallığına sahip olun siz de. X ya da y futbolcudan bahsetmiyoruz, Kewell'dan bahsediyoruz. Harry Kewell. Kewell from Galatasaray.

24 Ocak 2010 Pazar

Sıcak Kar: Galatasaray-1-0-Gaziantep.

Epey zaman oldu yazmayalı. Bir tatil iyi gelir diye düşündüm, bu arada birkaç maç geldi geçti, tarihin tozlu sayfalarındalar artık.
  • Lucas Neill hoşgelmiş, sefa getirmiş. Topu iyi taşıyor ileri. Bakalım önümüzdeki günler ne getirecek.
  • Jo da iyi bir görüntü çizdi. Nonda'yı silecek gibi görünüyor. Burda Nonda hakkında bir parantez açıyoruz, abi, bu adam ölmüş. Takıma zarar. Bi türlü kaldıramyor götünü, ki ondaki göt tüm Gaziantep takımında yok. Neden 90 dakika oynadı derseniz birkaç teorim var, birincisi satacak keriz bulamazsak eğer elde patlayıp küskünleri oynamasın diye tahammül edilmiş olabilir. İkincisi, Rijkaard yönetimin gözüne sokmaya çalışıyordur belki Nonda'nın artık olmayacağını. Çünkü Rijkaard, hatırlayın, ilk devre ne olursa olsun, 3-0 mağlupken bile 4-3-3'ü bozmamıştı. Şimdi Elano iyi oynarken çıkardı, Jo'yu aldı ve çift forvete döndü. Bilemiyorum, belki de mallığına denk geldi, belki de ortak iddaa oynayıp Gaziantep'e vermişlerdi, sonra kıyamadılar falan.
  • Caner ne güzel oynuyor öyle. Çok salladım adama, kazma dedim, yeteneksiz dedim. Ama yerinde bir transfer olduğunu sahada gösteriyor. Benim kazma dediğim zamanada da bekte oynuyordu zaten. Teşekkürler Caner. Bir ara, penaltı pozisyonunda, darbeyi fena aldı, kalkamayacak sandım. Aman diyim, korkutmayın.
  • Uğur iyiydi bugün. Göze batan belirgin bir hatası yoktu. Bu sezon böyle maç boyunca hatasız oynadığını hatırlamıyorum. Ama karlı zeminle Uğur'u bir arada görmek ne fenaymış abi.
  • Mustafa Sarp'ın gol dışında oyuna pek bir katkısı yoktu. Top çaldı-top kaybetti. Pek görünmedi maçta. Ama biz sefil faniler göremiyoruz tabi, ayağına top değmeyen ön libero görev yapıyor demektir. Çünkü görevi topa değmemek.
  • Bir diğer güzel ayrıntı da Hakan Balta-Caner Erkin uyumuydu. Hakan Arda'yla Kewell'la yakalayamadığı ahenkli pasları Caner'le yakaladı. Pek de güzel oldu pek de hoş oldu. Al o yirmi ikiyi, çarp dörtle, oldu mu sana seksen sekiz.. (Devlet Bahçeli style.)
  • Elano ne güzel pas veriyordu, top çalıyordu. Rijkaard'ın Nonda inadının kurbanı oldu. Elano bile iyiye gidiyor. Dikkat et bak, Elano bile iyiye gidiyor.
  • Arda yine bildiğimiz gibi. Futbol denen oyun onun zekası için haddinden fazla basit ve gerek yok tabi topa hamle yapmaya falan. Top onun ayağındayken zaten güzel bir şeyler mutlaka oluyor. Zaten mutlaka skora katkısı oluyor. Niye oynasın ki? Tamam iyi de, olmaz ki böyle de hocam. Yakışmıyor.
  • Barış Süper Lig'de oynayabilecek düzeyde bi futbolcu olabilir, evet, öyle de. Ama olmuyor. Futbol için uygun değil kumaşı. Sırıtıyor. Onu da severiz tabi, o da iyidir.
  • Takım çok iyi yolda görünüyor. Bir de Keita'nın, Kewell'ın, Baros'un Sabri'nin döndüğünü düşünsene. Düşün bi. Nefis olacak. Zafer şarkıları söyleyeceğiz.
 
Winger Back Blog! - Geyik Yapabilen Antiholiganist Futbol Blogu. - 2009 - 2013. | Bütün Haklarını Sami Yen'e Gömdüm.