Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2010 Cumartesi

Avrupa Olmadı Çünkü..

Bu sezon taraftarın genel olarak Avrupa için bir beklentisi yoktu sanırım. Ama açık söyleyeyim benim vardı. Neden vardı, cevabı çok basit, Avrupa'da oynayabilecek bir kadro ve Avrupa'da oynatabilecek bir teknik heyet. Ama bir başarı yakalamak için, örnekse çeyrek final, yarı final oynamak için -ki bunları başarıdan sayıyorsak- taraftarın değil yönetimin bir beklentisi olması gerek. Bu sezon Avrupa'dan erken elenmemizin, bu başarısızlığın nedeni yönetimin vizyonsuzluğudur.
Avrupa deneyimi olan futbolcular sakatlanabilir, çeşitli şanssızlıklar, hakem hataları olabilir. Bunlar futbolun doğasında var. Ama bizim masadan bir şeyler almamız için önce ortaya bir şeyler koymamız gerek. Hedefi sadece iç kulvarda görürsek dışarda başarı ihtimalimizi sıfırlarız.
Sezon başı hücum hattı transferlerine bakıyoruz, Keita, Elano, Caner. Elde Kewell, Baros, Arda, Nonda gibi futbolcularımız var. Teknik heyette Rijkaard ve Neeskens. Hani tamam diyoruz, Avrupa'da başarılı olmak için hazırlanmış bir kadro.
Ama devre arasında bakıyoruz ki kazın ayağı öyle değil. Santrfor oynayabilitesi olan ve Avrupa deneyimi en yüksek iki futbolcumuzun sakat olduğu günlerde Jo ve Gio takıma katılıyor. Gio'ya kontenjanda yer açılabilsin diye eldeki tek santrfor olan Nonda gönderiliyor, Jo'nun Avrupa maçlarına çıkma şansı yok.
Bu fubolcular maksimum performans sergilemek zorunda. Ama Gio kötü, elde patlıyor, Jo gelir gelmez sakatlanıyor. Sezon başında harika, müthiş olan hücum hattı ligin ikinci devresinin hemen başında sakata geliyor. Eldeki tüm hücum futbolcuları altın değerinde. Böyle bir ortamda Aydın Yılmaz Eskişehir'e gönderiliyor. Sezon başında hücum hattı alternatiflerine bakalım; Baros, Nonda, Kewell, Arda, Keita, Elano, Caner, Aydın, Serdar Eylik, Emre Çolak. İkinci devrenin başında bakıyoruz, Baros, Kewell sakat, Elano geri çekilmiş -ki bu başarılı bir hamle-, Keita formsuz, Aydın kiraya verilmiş, Serdar kayıp. Jo ve Gio takıma katılmış, Jo ligde oynayabiliyor, Gio rakip takımlara kolaylık olsun diye transfer edilmiş.
Atletico Madrid maçındaki ilerdeki üçlü Caner-Arda-Keita.
Sezon başında o parıl parıl parlayan Galatasaray'ın Hücum Hattı bir tane santrfor çıkaramamış. Çünkü dar vizyonla yapılan transferler var. Arda Turan'ı santrforda oynatmaya çalışıyorlar. Eğer sen bu turu geçmek istiyorsan, Galatasaray'ın yedek kalecisini ileri koyarsın ama Arda'yı yerinde oynatırsın. A2 takımının santrforunu alırsın, Serdar Eylik'i oynatırsın, Servet'i oynatırsın.
Kimse Galatasaray yönetimi bu sene Avrupa'da başarı istiyordu diyemez. Taraftardaki vizyon eğer yönetimde olsaydı şu an her şey başka olurdu.
Yine biz karşılıksız seviyoruz da, şu adamlar da bizim gibi olsa keşke. Keşke..

26 Şubat 2010 Cuma

ŞEREFSİZ İTALYAN BİR YERİNE KINA YAK

Madrid iyi bir takım. Çok da kaliteli futbolcuları var. Kesinlikle hakeme ihtiyaçları yok. Sahada öyle bir İtalyan hakem vardı ki Madridliler’in sanki 12. adamı gibiydi. İyi-kötü, sevabıyla günahıyla Galatasaray 1-1’lik skoru 79. dakikaya kadar taşıdı. Caner rakip 18 içinde Perea geçti, Perea da topu eliyle Caner vurmasın diye tokatladı. Bu pozisyon dünyanın her tarafında penaltı ile cezalandırılır. Ama dün gece olduğu gibi malın biri çıkar ‘devam’ der. Hakemlerin ne kadar kötü olduğu bu sene Seria A'da kaç maç yönettiğinden anlaşılıyor

Penaltı noktasını gösterse Galatasaray, Atletico Madrid’i eleyecekti. Şimdi tam tersi oldu. Ziraat Türkiye Kupası’nda olduğu gibi UEFA Avrupa Ligi’nden de Galatasaray elendi. Burada Caner Abi'ye iki sözüm var; rakip ikinci yarı oyunu senin sahanda oynuyor. Arda’nın gayretiyle takımın az da olsa hücuma çıkıyor. Peki Caner abi kendini oyundan attırmak için senin agresifliğine ne demek lazım? Galatasaray’ın UEfA Avrupa Ligi’nde yoluna devam etmesini gönül isterdi. Ama zor.

Kewell, Sabri ve Baros’un sakat oluşu, bir de buna dün gece sakatlanan Elano’yu da eklersek; bu futbolcular olmayınca Galatasaray’ın oyunu keyif vermiyor. Sahadaki futbolcular hepsi güçleri yettiği kadar mücadele ediyor. Bilhassa ilk yarı Arda ve Caner girdikleri pozisyonlarda gol vuruşu yapabilselerdi yine de Galatasaray turu geçebilirdi. Atletico’nun direkten dönen bir topu ve Leo Franco’nun kurtardığı pozisyonlar da var. Ama sahadaki mücadele eden 22 futbolcuya baktığımız zaman Atletico Madrid daha ağır basıyor. Sonuçta fazla da üzülmemek lazım. Madrid iyi bir takım. Kupanın adaylarından. Sağlık olsun.

* * *
Orhun'a bu yazısı için teşekkürlerimi sunuyorum :)

25 Şubat 2010 Perşembe

Galatasaray-1-2-Atletico Madrid.


87. dakikası 88'e on dakikada bağlanan bu lanet maçtan aklımda sadece sarı kartı olmasına rağmen rakibe arkadan hoyratça bir müdehalede bulunan Caner ve ceza sahasının ağzında yürüyen rakibine basmayan Mustafa Sarp kaldı.. İyi gidiyorduk aslında, umut vardı. Ama iki sezondur böyle oluyor, saçma sapan işlerle eleniyoruz Avrupa'dan.
Kupadan elendik, şimdi Avrupa'dan da elenince benim yazacak maç sayım azaldı tabi, her kulvarda havlu atıyoruz amına koyim arkadaş.

19 Şubat 2010 Cuma

Acılara Tutunmak: Atletico Madrid-1-1-Galatasaray.


  • Bu maç skor dışında hiçbir şeyin pek Galatasaray adına iyi gitmediği bir maçtı.
  • Koca takımda maç boyunca iyi oynayan sadece Neill vardı. O da sürekli olarak riske girdi, yüreğimizi ağzımıza getirdi.
  • Hakan kimi zaman hatalar yapsa da sakatlığının ardından solda yine sağlam bir görüntü çizdi.
  • Keita ilk yarıda çok kötüydü. Bütün topları yedi. İkinci yarıda biraz toparlanır gibi oldu, golünü de attı ama alıştığımız Keita değil asla.
  • Caner-Gio değişikliği akıl almaz bir değişiklikti. İyi oynuyordu Caner, doksan dakikayı çıkarabilirdi ama daha erken bölümlerde Caner'i oyundan almak bir intihar olabilirdi. Gio yine vasatı aşamadı. Kendisi kanat oyuncusu ama ben Galatasaray forması altında isabetli bir ortasını hatırlamıyorum.
  • Mustafa Sarp çok başarısızdı. Onun yerine Barış ya da Ayhan'la başlanması yerinde olabilirdi.
  • Mehmet ise Galatasaray'ın etkili isimlerinden biriydi. Atakları iyi kesti. Stoperlerin oyundan düştüğü pozisyonlarda Mehmet vardı.
  • Arda ölüyor.. Santrforda olmuyor, olmuyor.. Stoperlerin arasına gömülmüş Arda bir hiç. Zaman zaman kanatlara indiğinde oyuna hareket getiriyor. Ama ilerde etkisiz.
  • Franco yediği gol dışında gayet iyi bir performans gösterdi ama gol akla zarardı. Kapattığı köşeden yedi.
  • Yediğimiz gol zaten olmayacak bir pozisyondu. Boş top, auta gidiyor, Caner adama biniyor, faul! E ne gerek var duran top vermeye be Caner.

1-1 bizim için gayet avantajı bir skor oldu kanısındayım. Yazıyı bir Mustafa Denizli vecizesiyle noktalamak istiyorum: ''Biz bu takıma Sami Yen'de beş atar, turu geçeriz.''

4 Aralık 2009 Cuma

Maç Seçmek: Galatasaray-1-0-Panathinaikos.


Unuttum lan maç yazısını, şimdi de aklımda kaldığı kadarıyla yazıcam, özür.

  • Haftalardır acımasızca eleştirdiğim Arda Turan bu maçta harikaydı. 2007'deki günlerine dönmüş gibiydi. Ama hala gözümde eski yerinde değil. Bu adam maç seçiyor.
  • Ağustos'ta, ''Ekim'de takıma girer, adapte olur ve faydası had safhada olur'' dediğim Elano Blumer bir türlü olmuyor. Bu maçta da olabildiğince tutuktu. Süper bir Keita varken her maçta Elano'nun 11 çıkması risk midir, bunu elbette Rijkaard bilir.
  • Bu maçın adamı elbette Mehmet Topal'dı. Sakatlandı, çıkayım ben derken Gökhan sakatlandı, stopere geçer misin dendi, geçti, oynadı. Çok da iyi oynadı. Galatasaray'ın ortada görünmeyen onca stoperinden de daha iyi oynadı. Servet, Gökhan Zan ve Emre Güngör'den bahsediyorum.
  • Sabri yine güzel bir maç çıkardı. Bu adamdan böyle bir futbolcu çıkamaz sanırdım ben, kumaşı iyi değil gibiydi, ama yeteneksiz futbolcu böyle güzel maçlar çıkaramaz. Bu maçta kestiği ortalardan sonra artık Sabri'nin ortalarına laf eden olursa küfür ederim arkadaş.
  • Mustafa Sarp çok hırslı, yüreğiyle oynuyor. Ama kimi zaman bu durum kendisi için bir handikapa dönüşebiliyor. Tekniğini ortaya koyamadığı anlar oluyor. Ama günümüzde orta sahaya en azından böyle bir topçu lazım. Kendisinin ne kadar lazım bir topçu olduğu da ağlara gönderdiği iki toptan belli.
  • Gökhan Zan yine sakatlandı. Şanssızlık mıdır kondüsyonsuzluk mudur bilemem.
  • Servet hiç iyi değil. Hatalarla oynuyor. Ayrıca yaptığı bazı hatalar çok amatörce.
  • Nonda sezon başındaki Nonda değil elbet. Ama yine iyi oynuyor bu adam. Baros sakatlandığında Nonda gibi bie alternatifimiz olmasaydı bu sezonu zor kapatırdık diye düşünüyorum. Ama 90 dakikayı tamamlamakta zorlanıyor. 33 oldu yaşı. İkinci yarılarda oyuna girebileceği yeni bir düzen nasıl olabilir diye düşünüyorum da, aslında o kadar çok şey var ki. Keita santrfora çekilip sağda Elano'yla başlanabilir. İkinci yarı yorgun savunmaların sultanı Nonda girer, Keita yerine geçer. Ya da Kewell ileri alınır, Serdar Eylik'le başlanır. Elano ileri konur, ikinci yarıda Nonda girer. Ama çok fanteziye gerek yok değil mi, mevcut duruma alışanlardan olmalıyız. Bu arada debide Baros'u sakatlayan Emre Belözoğlu, yine bir derbide sakatlandı ve ilk yarıyı kapadı. Futbolun adaleti.
  • Kewell hakkında yapılacak ne yorum var ki, her zamanki Harry Kewell. Hem hırsı hem profesyonel. Kaptan diyip adam yerine koyduğumuz adamların en az on katı adam.
  • Ayhan'ın iki maçtır bir düşüşü vardı ama o düşüşü sona ermiş gibi görünüyor. Bu maçta uzun zaman sonra sol kanatta oynadı. Ve beklediğimden daha çok etkiliydi. Kendine güveni gelmiş. İyi yolda.
  • Keita'nın neden 11 başlayamadığını anlamak güç. Büyük ihtimalle Elano'yu kazanma çabalarına kurban gidiyor. Ama beyhude çabalar bunlar.
  • Karagounis oyun olarak takdir ettiğim bir futbolcu ama yüzünden çirkeflik akıyor. Sahada Arda'yla kavga ettikten sonra maç bitince sarmaş dolaş olmaları beklediğim bir görüntüydü. Giorgos Karagounis'in şahidi Arda Turan.

Avrupa'da ikinci tura lider çıkmayı garantiledik. Kalan maçlardan çok umudum yoktu bu maça kadar ama böyle bir futbolla oynarsak baharı görürüz gibime geliyor. Ama kırgınım, Galatasaray'a yakışmayan tezgahlar, oyunlar var.


Sevgiler.

5 Kasım 2009 Perşembe

Dinamo Bükreş-0-3-Galatasaray.


Bu maç için söylenecek pek çok şey yok.. Haftasonu maçımız olduğu için yorulmadan oynadık, golleri kolayca bulduk, sakat verdik çok gereksiz..
O değil de, Mehmet'in golü neydi öyle arkadaş..
Buralar hep Hagi kokuyor.. :)


Edit: Görüyo musun dizilişi de yanlış yapmışım. Mehmet Topal ile Mustafa Sarp'ın yer değiştirmesi gerek. Ama şöyle bir durum var ki, birkaç adım geride olmasına rağmen Mehmet Mustafa'dan daha defansif değildi. Topları ileri dağıtan Mehmet, rakip atakları ileride kesen Mustafa'ydı daha çok. Öyle bir görüntü vardı. Sevgiler.

23 Ekim 2009 Cuma

Sadece Galatasaray: Galatasaray-4-1-Dinamo Bükreş.

Galip gelinen maçtan sonra nazar değdirmemek adına pek fazla konuşmak istemiyorum ama yine diyecek bir şeylerim var;

  • Caner hala Kazma Caner. 90 dakika boyunca adamın sadece bir olumlu hareketi vardı.
  • Herkes her zamankinden daha iyiydi.
  • Savaşkan Sabri'ye Rijkaard'ın sihirli değneği değdi ve tekniği katlandı. Attığı paslar doğru yere gidiyor artık, üstelik top tekniği de gelişti, güzel çalımlar atıyor, topla iyi oynuyor.
  • Küçük kaptanımız Uğur'un sezon boyunca sergilediği en iyi performanstı. Ayhan çıktıktan sonra pazubandını da taktı.
  • Aydın girer girmez skoru etkiledi ama her maçta olduğu gibi yine silikti. Ah topu ayağından açmasa, ah biraz da güçlü olsa, yere düşmese, efsane olacak.
  • Keita-Kewell-Nonda. Üçü de performansının zirvesinde.
  • Gelelim en önemli noktaya.. Sezon başından itibaren Barış'ı incelersek, ilk maçlarında kafa golleri atıp takımı ateşleyen isim olduğunu görüyoruz.. Sonra Rijkaard'la kapışma, ardından birkaç maç kadroya girememe, yedek kulübesinde herkes eğlenirlen somurtmaklar.. Ve bugün de attığı şut farkla auta gidince dalga geçtiler adamla.. Takımın sevilmeyeni Barış mı oldu yoksa.. Ekürisi de aylardır Almanya'da tedavideydi, yeni döndü. Umarım televizyonda gördüklerim yanılsamadan ibarettir ve böyle bir durum yoktur. Takıma bakıyoruz ki, bir buçuk sene sakat kalan Uğur mental olarak futboldan kopmamış, sakatlık sonrası ilk maçından bugüne kadar belli bir çizginin üstünde oynamış, ayağı kırılan Servet daha azimli dönmüş, geçen sene 'bitti' denen, 'çürük', 'müzmin sakat' denen Nonda kafasında futbolu bitirmemiş, süper bir dönüş yapmış.. Ama Barış bu formasız günlerinden sonra dağılma sürecine girmiş, top ayağına yakışmaz olmuş. Kafada bitmiş Barış.. Geçen seneki Bülent Korkmaz'ın takımındaki Hasan Şaş'ı görüyorum şu an Barış'ta.. Top kayıpları, mevki belirsizliği, isabetsiz paslar.. Çok kötü bir görüntü çiziyor. Ama dediğim gibi, eğer kulübe, onun şutuyla alay ediyorsa gerçekten, çok büyük problem var demektir. O an görüntüde kaptan Arda, yıldızımız Keita, 'yedek' Aykut ve Sabri vardı.. Umarım gerçekten başka bir şeye gülüyorlardır, aslında takımda eksiksiz bir bütünlük vardır, takıma bir 'Barış' havası hakimdir.

Not: Sabri bile gülüyodu lan.. Auta giden topa..

1 Ekim 2009 Perşembe

Galatasaray-1-1-Strum Graz.


Hayretler içindeyim.
''Strum Graz yedek kulübesinde sevinç. Galatasaray bir Strum Graz bir.''
Diyecek hiçbir şey yok.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Levadia Tallinn-1-1-Galatasaray.



Bugünkü Galatasaray hakkında uzun cümleler kurmak istemiyorum. Galatasaray sahada kötüydü.
Estonya'ya gezmeye gidilmiş, iyi gezilmiş, akşam da gitmeden bir halı saha organizasyonu yapılmış gibiydi.
Frank Rijkaard'ın herkesi ters kanatta oynatma merakını anlayabilmiş değilim. Sağbek Sabri sola geçti, sağ açık Aydın sola, sol açık Serdar sağa geçti. Bir ilginçlik hakimdi.
Hakan Balta'nın sakatlandığı günlerde Volkan Yaman takımdan gönderildi. Ve tabi Alparslan da yetersiz kalıyor. Geçen sene de aynı yönetim stoperlerin sakatlandığı hafta Meira'yı göndermişti..
Sahada beni oyunuyla tatmin eden sadece Nonda vardı.
Ne diyeyim, bu yönetimin bu hocaların bir bildiği vardır herhalde..
Sevgiler.

Levadia Tallinn #2

21:00 itibariyle Tallinn'de rövanş maçı var, Aykut, Kewell, Gökhan, Ayhan, Keita, Baros, Uğur, Hakan Balta kadroda yok.
Hadi bakalım..

23 Ağustos 2009 Pazar

Galatasaray-5-0-Levadia Tallin.

Maçtan sonra çeşitli nedenlerle yazamadım, ben yazana kadar ya yazı yazan yazdı, ahkamını kesen kesti.

Bunu da sadece tarihe bir not düşmek amacıyla yazıyorum, günün maçı, 21:00 Galatasaray-Kayserispor. Kaçırmayın.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Sıradaki Geliyor: Tallinn.

Bu akşam 21:45, Galatasaray-Tallin maçı. Büyük konuşmak yersiz elbette, ama bir futbol mucizesi gerçekleşmezse bu akşam bir zafer akşamı.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Sıradaki Gelsin.

Tatil bitti, evimdeyim.
Netanya'yla oynanan ilk maçı izledim, fakat ikinci maçı tatilimin son gününü arkadaşlarımla geçirmek istediğim için izlemedim. Fakat abi, izlenecek maçmış. Aklım takılmadı değil.

Aydın'ı beğenmeyenler/Aydın hakkındaki fikirlerimi desteklemeyenler bu maçı ağzı açık izlemiştir diye düşünüyorum. (bkz: Galatasaraylılık Böyle Bir şey: Aydın Yılmaz.)

Düşündükçe mutlu oluyorum, şu hücum hattına bakın, Kewell, Arda, Baros, Aydın, Keita, Elano, Serdar, Nonda.. Haldun Üstünel hızını alamadı herhalde.. Bir gün telefonda Adnan Polat ve Haldun Üstünel arasında şöyle bir diyalog geçerse hiç şaşırmam,
-''Halduncuğum, aradım, taradım, ama dünyada almak isteyeceğin tarzda bir futbolcu bulamadım. Artık bu sene aldıklarınla idare edeceksin.''
-''İdare edemem Adnan! İdare edemem!''
Bu işin şakası tabi, ama Haldun Üstünel ağzımızı bir karış açık bırakmayı iyi biliyor.
Son sözüm de Linderoth'la ilgili. Tobi büyük bir futbolcudur, yeteneklidir, tecrübelidir, ona lafım olamaz, ancak 28 yaşında, hiç sakatlanmadı diye alınan topçu 31 yaşına geldi ve sakatlıklar nedeniyle oynayamadı. Mehmet Topal, Ayhan, Barış ve Mustafa da gayet iyi futbolcular diye düşünüyorum. Linderoth da giderse 6+2'nin +2'si boş kalmış olacak. Messi ve Ronaldo bu sene sözleşme imzaladıklarına göre 2 yabancı kontenjanı savunma için kullanılabilir diyorum, tam diyecekken her mevkideki en az üç alternatif aklıma geliyor. Aklım karışıyor bir an.
Netanya'yı langırt oynarcasına eledik, şimdi sıradaki gelsin, yeni takibimiz Estonya ekibi Tallinn.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Tobol #2

Olması gerektiği gibi, Sami Yen farkıyla.
Serdar'ı çok beğendim. Umarım Aydın gibi kaybolmaz/Uğur gibi sakarlanmaz derken elmacık kemiğine aldığı darbe nedeniyle gözünü açamadığını söylediler. Umarım ciddi ve kalıcı bir şeyi yoktur. Çok kötü tepindi çizgide.
Servet'in ataklara katılan halini de çok beğendim. Shadow Stirker denen bir kavram biliyorduk fakat Servet herhalde Ghost Stiker tadında bir abi..
Sabri&Yaser iyi değildi. Sağ kanadı taşıyamadılar.. Kewell girdikten sonra sağda güzel bir canlanma oldu. Ki zaten Yaser ileri üçlünün sağının değil ortasının futbolcusu. Sağ açık değil santrfor. Fakat bence öyle santrfor olmaz. Yaser'in ayağına yakışmıyor bir kere top. Şaşkın bir tipi var zaten..
Mustafa sahadaki silik, ezik oyununu golle süsledi. Mehmet Topal'dan çok bir şey değil bu adam, tekrar söylüyorum, iyi ama, iyi bir yedek olabilir sadece.
Ayhan beklediğimin çok altındaydı. Fakat kötü olması takıma pek bir şey kaybettirmedi. Yıllarca kazma bildiğimiz Ayhan (sol kanatta oynadığı Hagi'nin hocalığı dönemi hariç) geçen sezon bildiğin iyi futbolcuydu. Daha iyi olacaktır Ayhan. Üçlüden biri mutlaka Ayhan olacaktır.
Arda ve Baros bildiğimiz Arda ve Baros'tu işte. Arda iyiydi gayet. Baros da güzel hareketler yaptı, çok kaçırdı. Ben bu Baros'da büyük bir Hakan Şükür potansiyeli görüyorum. Kaleciyle karşı karşıya poziyonda golü kaçırmaya bu kadar meyilli bir insan daha olamaz zannediyordum.. Olabilirmiş.
Sonuç olaral güzel bir maçtı. Olması gereken oldu. Sami Yen'in son sezonunu güzel bir maçla açtık. Oturduğumuz yerde sıcaktan ölürken biz, sahada herkes 90 dakika top oynadı. 89. dakikada hala Rijkaard ayaktaydı, taktik veriyordu.
Güzel tablo.. En güzeli de maçı izlerken yanımda oturan hatundu.. Ah ah..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Yarın Sami Yen'de Sezonu Açıyoruz..


Tarih: 23 Temmuz 2009 Cuma - 21:00
Yayın: Futbol Smart.

Özlem sona eriyor nihayet. Ve evet, Ntv yayınlamıyor bu sefer.

17 Temmuz 2009 Cuma

Kuralar.

Galatasaray - Sliema-Netanya Galibi

Sivasspor - Anderlecht
Fenerbahçe - Honved

Derin Saçmalamak: Tobol #1

Biri Riijkard'ı Tobol maçının hazırlık maçı olduğu konusunda keklemiş olacak, vermiş yedeği, vermiş kadro dışında kalacak futbolcuyu. 1. dakikada yedik, ikinci yarının ortasında Baros'la attık.
Santrfor bellediğimiz Yaser left forward idi. Sağda Aydın ortada Erhan vardı.
Genel olarak herkes %50 performansın altındaydı. Teknik/yetenekli olduğunu düşündüğümüz Aydın, Alparslan gibi futbolcular bu tanımdan uzaktı. Özellikle Aydın beklenenden çok uzaktı. İkinci yarıda Arda ve Baros girdi. İkinci yarının ortasında Aydın çıktı Uğur girdi.
Enteresan bir maçtı. Kazak ligi 1992 ligi kurulmuş. Tobol'un şampiyonluğu yok. En büyük başarısı Kazakistan Kupası. Yanılmıyorsam ilk Avrupa maçıydı.
Ve kök söktürdü bize.
Rakibi bu kadar küçümsemek ayıp bence. İkinci maçta daha iyi hazılanmış bir Galatasaray beklerim.
Not: En az Galatasaray kadar Rıdvan Dilmen de saçmaladı. Galatasaray'ın kadro derinliği olmadığını iddia etti. Her mevkinin üç alternatifi var oysa. Kewell'ın sorunlu bir futbolcu olduğunu iddia etti. Rıdvan'dan böyle desteksiz yorumlar beklemezdim.
Ayrıca ilk yarının son dakikalarında stad ışıklarında yaşanan problem yüzünden oyun durdu. Spiker bundan su molası diye bahsetti. Rıdvan da bunu ciddiye aldı ve ilk yarının bitimine bir dakika kala su molası vermenin ne kadar saçma olduğunu söyledi. Eheheh, ben buna gülüyorum ya.
 
Winger Back Blog! - Geyik Yapabilen Antiholiganist Futbol Blogu. - 2009 - 2013. | Bütün Haklarını Sami Yen'e Gömdüm.